Sürücüsüz otomobiller Avrupa ekonomisine 17 trilyon euro katkı sağlayacak

Sürücüsüz otomobillerin devri hızla yaklaşıyor ve Avrupa Birliği bu alanda çok büyük bir ekonomik pazar olma yolunda ilerliyor. Smart Cities World raporuna göre sürücüsüz otomobiller Avrupa ekonomisine 2050’ye kadar 17 trilyon euro katkı sağlayacak.

Birleşik Krallık, Almanya ve İspanya pazarlarına odaklanan rapor yalnızca ekonomik verileri değil aynı zamanda ülkelerin bu alandaki kamusal stratejilerine de odaklanıyor. Raporun sponsoru olan Nissan‘ın Avrupa Başkanı Paul Willcox da yerel ve ulusal yönetimlerin bu noktada otomotiv şirketleriyle yakın bir çalışma içinde olması gerektiğini hatırlatıyor.

Raporda sürücüsüz otomobillerin önümüzdeki 10 yıllar içinde Avrupa’nın yıllık büyümesine yüzde 0,15 katkı sağlayacağı paylaşılıyor. Eğer hesaplar tutarsa bu dikey AB üyesi 28 ülke ekonomisine yüzde 5,3 kümülatif katkı sağlayacak ve bunun ekonomik karşılığı 2050 yılına kadar 18,3 trilyon doları bulacak.

Engelliler ve yaşlılar için önemli bir dönüm noktası

Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Norveç, İtalya ve İspanya’dan 6 bin tüketicinin katıldığı bir araştırmanın da yer aldığı rapor engelli bireylerin sürücüsüz araçlardan faydalanabileceğine dikkat çekiliyor. Keza yaşlıların otomobil ile seyahat etmesi de sürücüsüz otomobiller sayesinde kolaylaşacak ki nüfusu giderek yaşlanan Avrupa için bu durumun fazlasıyla dikkate değer olduğunu söylemek gerek.

Araştırmaya katılanların yarısından fazlası (%56) sürücüsüz araçların stresi ve araç kazalarını da azaltacağı kanısında. Yine katılımcıların yüzde 30’da sürücülere daha fazla zaman kalacağına işaret ediyor. Bu faydaların – en azından İstanbul trafiğini düşündüğümüzde – gayet çekici olduğunu da söyleyebiliriz.

Hatırlatmak gerekirse ABD’li otomotiv üreticisi Ford, Avrupa’da 2017 başında sürücüsüz otomobil testlerine başlayacağını geçen hafta açıklamıştı. Keza Ekim ayında da İngiltere’nin bu konuda atak yaptığını paylaşmıştık. Uzakdoğulu üreticilerin de Avrupa’ya atak yapacağını düşünürsek 2017’de Avrupa’daki sürücüsüz otomobil testlerinin dikkat çekici seviyeye çıkacağı oldukça net.

Kaynak : webrazzi.com

Fitbit, Pebble’ı satın aldı, kapatacağını açıkladı

Ay başında haberleştirdiğimiz duyumlar doğrulandı, akıllı saat pazarının dikkat çeken firmalarından Pebble, pazarın lideri Fitbit tarafından satın alındı. Satın alma ertesinde Pebble markası tarihe karışacak.

Geçtiğimiz günlerde satın alma ile ilgili dedikoduların çıkmasıyla birlikte Pebble, yeni çıkaracağı Time 2 ve Core modellerini iptal edeceğini duyurmuştu. Satın alma açıklamasında Kickstarter üzerinden bu ürünler için destek veren kullanıcılara paralarının 4-8 hafta içinde iade edileceği belirtildi.

Hayatımıza Kickstarter ile giren Pebble, Fitbit satın almasıyla çıkmış oldu. Anlaşmanın detayları açıklanmasa tahminler satın alma bedelinin 34 ile 40 milyon dolar arasında olduğu yönünde. Bu bedelin şirketin borçlarını ucu ucuna karşıladığı belirtiliyor.

Pebble‘ın CEO’su Eric Migicovsky tarafından yapılan açıklamayla Pebble ürünlerine destek verilmeyeceği ve yeni ürünlerin gelmeyeceği de kesinleşmiş oldu. Halen kullanılan Pebble ürünlerinin herhangi bir sıkıntı olmadan çalışmaya devam edeceğini belirten Migicovsky, bugüne kadar verdikleri destek için tüm Kickstarter kullanıcılarına teşekkür etti.

Satın alma işlemiyle kullanımda olan Pebble modellerinin garanti süreci de sona ermiş oldu. Açıklamada Pebble kullanıcılarının şarj kablolarını ve çeşitli aksesuarları Amazon üstünden tedarik edebileceği de belirtilmiş. Kısa zaman içerisinde kullanıcı deneyiminde bir değişiklik olmayacağı söylense de ilerleyen süreçte fonksiyonellik ve hizmet kalitesinin düşebileceği beklenebilir.

Pebble’ın yazılım ekibinin büyük çoğunluğunun Fitbit’e katıldığını açıklayan Migicovsky, giyilebilir teknoloji alanında çalışmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. Giyilebilir teknoloji pazarının lideri olan Fitbit, bu hamlesiyle yazılım tarafını oldukça güçlendirmiş oldu.

Kaynak : webrazzi.com

Samsung Galaxy S8’de ana menü tuşu olmayacak

Samsung müşterilerine Galaxy Note 7 travmasını unutturmak için çalışmalara devam ediyor. Samsung Galaxy S8’in önümüzdeki yıl tanıtılacağını daha önce doğrulayan Samsung, bu cihazla baştan sona yeni bir tasarım deneyecek.

Bloomberg’in konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haber, Samsung Galaxy S8‘in baştan sona yenileneceğine işaret ediyor. Ancak sızan bilgiler çok tanıdık. Habere göre Samsung Galaxy S8’in ön yüzü sadece ekrandan oluşacak. Ana menü tuşunu kaldırmayı planlayan Samsung, bu tuşu ekranın altına saklayacak. Tamamen kenarsız olacak cihaz, böylelikle boyutları değişmese de daha büyük ekrana sahip olacak. OLED ekranın yanlardan da görüntü vermesi bekleniyor.

Samsung Galaxy S8 ile ilgili duyumlar Apple’ın önümüzdeki yıl tanıtması beklenen iPhone 8‘den pek farklı değil. Benzer şekilde tuşsuz ve kenarsız olması beklenen iPhone 8’in de OLED ekrana sahip olacağı belirtiliyor. Apple iPhone’un onuncu yılında; Samsung Note 7 ertesinde önemli bir sınavı yeni ve benzer bir tasarımla aşmaya çalışıyor.

Samsung’un önümüzdeki Mart’ta Galaxy S8’i tanıtması bekleniyor ancak şirketin test süreçlerini daha sıkı tutması ve bu nedenle tanıtımı Nisan’a ertelemesi de muhtemel.

Bu yıl yapay zeka asistanı Viv’i satın alan Samsung’un bu özelliği Galaxy S8’e ekleyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Kaynak : webrazzi.com

Evidea, ilk fiziksel mağazasını açıyor

Ev dekorasyonu ve mobilya alanlarında Türkiye’nin önde gelen e-ticaret sitelerinden biri olan Evidea.com, aldığı 2 milyon TL’lik yatırımın ardından ilk önemli admını fiziksel mağaza açarak atıyor. 2017’de yılında mağaza sayısını arttırmak isteyen Evidea, ilk mağazasını 10 Aralık Cumartesi günü saat 13.00’te Maltepe‘de açıyor.

2500 metrekarelik büyük bir alanda açılacak olan mağaza, binlerce ürün barındıracak. Perakende sektörünü teknolojiyle buluşturmayı hedefleyen Evidea, mağazasına sığdıramadığı ürünleri ürünmatikler aracılığıyla sipariş alıp müşterilerinin evlerine teslim edecek.

2016 yılı itibari ile hedefledikleri büyüme oranını gerçekleştirdiklerini belirten Evidea.com Kurucu Ortağı Tuğberk Keselioğlu, 2017’ye güçlü bir giriş yapacaklarını belirtiyor. Açılışa özel indirimler de sunacak olan Evidea, e-ticaret sektöründeki başarısını perakende sektörüne taşımayı hedefliyor.

Kaynak : webrazzi.com

Visa kredi kartlarını 6 saniyede hack’leyen yöntem keşfedildi [Güncellendi]

Yalnızca Visa kart kullanıcıları değil, internet alışverişleri için bir kötü haber: İngiltere’den Newcastle University araştırmacılarının yayınladığı sonuçlara göre, Visa kredi kartlarının numarasını, son kullanma tarihini ve güvenlik kodunu (CVV numarası) hack’lemek altı saniye gibi kısa bir sürede mümkün. Üstelik bunun için tek yapılması gereken hızlı bir tahmin sistemi kullanmak.

Hack’leme yöntemini açıklayan makaleye göre, dağıtık tahmin saldırısı adı verilen yöntemle, kartlara ait özel bilgiler tahmin edilip, bu tahminler eşzamanlı olarak yüzlerce farklı sitede deneniyor. Yüzlerce botu aynı anda çalıştıran saldırı, Visa’nın ödeme altyapısında herhangi bir alarmın çalmasına sebep olmuyor. Mastercard ağında ise on tahminden sonrasına izin verilmiyor. Bu açıdan daha güvenli bir altyapı sunan MasterCard, tahmin saldırıları gerçekleşmeye başladığında bunu tespit edip, ödeme işlemini bloklayabiliyor.

Güvenlik konusunda yeni bir adımı bugün duyuran Mastercard, mağaza içi veya online alışverişlerdeki bir ödeme işleminin sahte olup olmadığına yönelik kapsamlı karar verebilmeyi sağlayan ve dolandırıcılığı tespit etmeye yarayan Decision Intelligence ürününü tanıttı. Mastercard’ın sunduğu bu çözüm, yapay zeka teknolojisi kullanarak sahte işlemleri tespit ederken yanlışlıkla reddedilen işlem adetini de azaltmayı hedefliyor.

Standartlaşma ve merkezileşme

Saldırıların engellenmesi içinse, e-ticaret sitelerinin ödeme sayfalarında standartlaşma zorunlu. Aynı sayıda bölümün doldurulduğu, aynı arayüzü kullanan websiteleri saldırıların ölçeklenmesini engelliyor. Standartlaşmayla birlikte merkezileşmenin de önemini vurgulayan araştırma, ödeme altyapısı ve kart ödeme ağlarının bu sayede ağlarındaki tüm ödemeleri görmesinin mümkün olacağını söylüyor. Öneriler internetin esneklik ve kişiselleştirme özgürlüğü prensiplerine aykırı olsa da, güvenlik gerek siteler gerek kullanıcılar için her şeyden önce geliyor.

Güncelleme: Haberi yayınlamamıza istinaden Visa tarafından bize iletilen açıklamayı aşağıda görebilirsiniz:

Habere konu olan Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, sahteciliği önlemede kullanılan çok katmanlı güvenlik sistemleri hesaba katılmadan yapılmıştır. Oysa ki gerçek hayatta yapılan her işlem, çok katmanlı güvenlik sisteminin gerektirdiği tüm kriterleri sağlamak zorundadır.

Bununla birlikte ödemelerin güvenli bir şekilde gerçekleşmesi Visa için en temel ve en öncelikli
konudur. Var olma sebebidir. Visa sahteciliği en düşük oranda tutmaya kendini adamıştır. Bu yaklaşımıyla, gerek kart çıkaran, gerek kart kabul eden kuruluşlarla yakın çalışarak kart numaralarının yasadışı bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını son derece zor hale getirmektedir. Visa olarak kart çıkaran bankalarımıza işlemlerin riskini değerlendirmeleri için gereken verileri sağlıyoruz. Aynı zamanda kart çıkaran bankaların ve üye işyerlerinin bu gibi girişimleri önlemek için atacakları bir takım adımlar bulunuyor. Tüketiciler için en önemli nokta ise, sahte bir işlemin gerçekleşmesi durumunda kart sahibinin söz konusu işlemden sorumlu tutulmamasıdır.

Visa olarak sunduğumuz her hizmet ve ürünün merkezinde güvenlik yer alıyor. Geçtiğimiz yıl sahteciliğin önlenmesi ve risk yönetimi konusunda pek çok yeni hizmetimizi pazara sunduk. Kart sahiplerini yaptıkları işlemlerle ilgili anında bilgilendirmeye yönelik hizmetler, kartın kullanıldığı lokasyonla kart sahibinin bulunduğu yeri eşleştiren uygulamalar, işyerlerinin sadece dakikalar içerisinde sahtecilik analizi yapmalarını sağlayan programlar, API’lar aracılığıyla son derece gelişmiş uyarı hizmetleri, Fireeye işbirliği ile geliştirilen iş yerleri ve bankaların siber atakları hızlıca tespit etmesini ve önlem almasını sağlayan “Visa Threat Intelligence” Portalı ve Visa Tokenization teknolojisi bu hizmetlerin başında geliyor.  Visa Tokenization hizmeti kart üzerinde bulunan 16 haneli kart numarasının yerine, değersiz bir sembolik kart bilgisi üretilmesine dayanıyor. Ödeme yapıldığında otorizasyon sürecinde bu sembolik bilginin, yani “token”ın devreye girmesiyle, kart bilgilerinin açık bir şekilde dolaşması engelleniyor. Bu teknoloji aynı zamanda finansal kurumlara, sembolik kart bilgisi ile ödeme yapılan ortamları belirleme imkanı sağlıyor. Örneğin temassız ödeme için oluşturulan bir sembolik kart bilgisi, online alışverişlerde kullanılamıyor. Mobil cihazın çalınması ya da kaybolması durumunda da üretilen sembolik kart bilgisi, kolaylıkla ve zaman kaybetmeden kullanılamaz hale getirilebiliyor. Böylece gerçek kart bilgisi korunmuş oluyor. e-ticaret alanında da 3DSecure standardına dayanan Verified by Visa ile online işlemlerin güvenliğini en üst seviyede sağlıyoruz. Yeni duyurduğumuz 3DSEcure 2.0 ile bu güvenliği daha da ileriye taşıyacağız.

Güvenlik konusunda üzerinde çalışılan tüm hizmetler ve inovasyonun yanısıra Visa bu konuyu global ölçekte paydaşları ile de ele alarak finansal kurumlarla, hükümetlerle, düzenleyici ve kanun yapıcılarla etkin olarak işbirliği yapıyor. Tüm bu çalışmalarla hedeflenen ödeme sistemlerinin güvenliği konusunda sektör geneline hitap eden bir yol haritası çıkarmak, ödemelerin güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak.

Kaynak : webrazzi.com

Apple sürücüsüz araç geliştirme planını ilk kez açıkladı

Yaklaşık iki yıldır sürücüsüz elektrikli bir otomobil üzerinde çalıştığı yönünde haberlerle gündeme gelen Apple, bu iddiaları sonunda doğruladı. ABD Ulusal Karayolları Trafik Güvenliği Yönetimi (NHTSA) birimine ilettiği mektupta sürücüsüz araçlar için lobi yapan Apple, bu planını kamuoyuyla ilk kez paylaşmış oldu.

Apple’ın Ürün Bütünlüğü Direktörü Steve Kenner imzalı beş sayfalık mektubun tarihi 22 Kasım 2016. Mektupta otonom araçların kamuoyu tarafından kabulün kolaylaşması ve güvenliğinin artması için yorumlarını paylaşan şirket, Apple’ın çalışmalarıyla ilgili şu ifadelere yer veriyor: “Apple, ürün ve servisleri daha akıllı, sezgisel ve kişisel hale getirmek için makine öğrenimini kullanıyor. Şirket makine öğrenimi ve otomasyon alanlarına büyük yatırım yapıyor ve ulaşım başta olmak üzere otomatikleştirilmiş sistemlerin birçok alandaki potansiyeliyle ilgili heyecan duyuyor.

Ulaşım alanında makine öğrenimi tabanlı otomasyon, ki biz buna kısaca sürücüsüz araçlar diyoruz, konusunun Apple’ı heyecanlandırmasının sebebinin Google’ın sürücüsüz araçlar üzerinde açık seçik çalışmalar yapması olmadığını tahmin etmek zor değil. Şirketin bu alana yatırım yaptığını kabul etmesi, ateş olmayan yerden duman çıkmadığını doğruluyor. Bugüne kadar basına yansıyan haberlerin ne kadarının gerçeği yansıttığını ise henüz bilmiyoruz zira Apple, planın detaylarına girmiyor.

Sürücüsüz araçlara yönelik regülasyonlarla ilgili endüstrinin kazalar ve riskli senaryolarda verileri detaylı bir şekilde otoritelerle paylaşması gerektiğini not ediyor. Ancak şirketlerin kişisel veriler söz konusu olduğunda gizlilikten ödün vermemesi gerektiğinin de altını çiziyor ve ortak etik standartların önemini vurguluyor. Apple, NHTSA ve diğer şirketlerle iş birliğine açık olduğunu ve düzenlemelerin uzun süredir faaliyet gösteren otomotiv şirketleriyle, endüstriye yeni giriş yapan firmalara eşit mesafede olması gerektiğini de söylüyor.

Apple’ın mektubu şirketin sürücüsüz araçlar için bir platform tasarlamaktan bir adım ötede kendi ürününü de geliştirdiğini bir kez daha işaret ediyor olabilir. Bu önemli zira, son dönemde şirketin sürücüsüz araç yerine otonom sürüş teknolojilerine odaklandığı yönünde haberler gelmişti. Apple’ın ünlü İngiliz üretici McLaren’le satın alma ya da stratejik yatırım yoluyla iş birliği yapmak istediği de bir süre öncesine kadar konuşuluyordu.

Kaynak : webrazzi.com

Çin’den Black Mirror bölümü gibi bir adım: “Sosyal Kredi Skoru”

Hızlı ilerleyen teknolojinin sosyal hayatımıza etkisini konu alan Black Mirror’ın 3. sezonunu izlemeyen kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Eğer izlemediyseniz 3. sezonun 1. bölümüne dair yer yer spoiler içeren bir yazı ile karşılaştığınız belirtmek zorundayım.

Öncelikle Black Mirror, 3. sezon 1. bölümü ile başlayalım: Nosedive adlı sosyal ağa sahip dünyada her kişinin derecelendirme notu var. Aslında günümüzde sosyal ağlarda kullanıcıların oluşturmaya çalıştığı algının daha matematiğe bürünmüş hali. Kişiler fotoğraflar ve paylaşımların haricinde, diğer kişilerin yaptıkları hareketleri, davranışları notlandırıyor. Kişilerin aldığı notlar işe girmesinden, etkinliğe katılmasına kadar sosyal hayatın her noktasında en önemli ayrım noktası oluyor.


Kaynak : webrazzi.com

Türkiye’de akıllı telefon ve akıllı saat satışları küresel pazarın neresinde?

Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen dünkü Samsung Gear S3’ün tanıtımında bazı önemli rakamlar içeren bir sunum da yapmıştı. Türkiye’nin akıllı telefon ve akıllı saat satışlarına dair veriler içeren ve dünyadaki durumu da gösteren bu verileri paylaşmak gerektiğini düşündüm.

Öncelikle Türkiye’nin akıllı saat satış rakamlarını paylaşacak olursam; GFK’nın verilerine göre 2014’te Türkiye’de satılan akıllı saat sayısı 24 bin ve bu sayı iken 2015’te sadece 4 bin adet artış göstererek 28 bine çıkmış. 2016’da biraz ivme kazanan pazarın yıl sonunu 51 bin akıllı saat satışıyla kapatması bekleniyor. Dünyadaki akıllı saat satışları ise 2014’te 5 milyon, 2015’te 19 milyon olarak gerçeklemiş. 2016’nın ise 36 milyon satışla kapanması bekleniyor.

2017 yılına baktığımızda ise Türkiye için bir sıçrama yılı olduğunu söyleyebiliriz. Zira GFK, gelecek yıl ülkemizde 400 bin akıllı saatin satılması bekleniyor. Yani 2016’nın 8 katına denk çoklukta bir sevkiyat bekleniyor. Elbette Samsung da bu konuda en iddialı oyunculardan biri konumunda. Diğer yandan 2017’deki küresel akıllı saat satışı beklentisinin 75 milyon olduğunu da paylaşalım. Yani satışlar bu şekilde gerçekleşirse Türkiye, küresel satışların yüzde 0,53’ini oluşturmuş olacak. (Küresel rakamların Canalys, IDC veya Gartner‘a göre farklılık gösterdiğini de ekleyeyim.)

Türkiye’de akıllı telefon satış rakamları

Akıllı telefon pazarı kıyaslamalarına baktığımızda ise Türkiye’nin daha büyük bir pazar olduğunu görüyoruz. 2013’te küresel pazaron yüzde 0,85’ine denk düşen Türkiye’deki satışların 2016’da yüzde 0,93, 2017’de ise küresel pazardan yüzde 0,94 pay alması bekleniyor.

Satış rakamlarına baktığımızda ise 2013 yılında 9 milyon akıllı telefonun satıldığı ülkemizde bu sayı 2014’te 10 milyona, 2015’te 12 milyona yükselmiş. Bu yılın geçen yıla göre 1 milyon adet daha fazla satışla kapanması bekleniyor ve pazar giderek doygunlaşırken 2017 yılı öngörüsü 14 milyon adet olarak yansıtılıyor. Küresel satışlar ise aşağıda görebileceğiniz gibi 2013’ten bu yana milyar adet seviyesinde gerçekleşiyor ve 2017’de dünyada 1,44 milyar adet akıllı telefonun satılması bekleniyor. (IDC, 2015’te 1,4 milyar akıllı telefon sevkiyatı yapıldığını paylaşmıştı.)

Giyilebilir ürünlerde küresel pazar

Tansu Yeğen, akıllı cihazların çeşitlendiği giyilebilir ürün pazarındaki rakamları da paylaştı ama o bölüm yalnızc küresel rakamları içeriyor. Dolayısıyla sadece 2017’nin 184 milyon akıllı giyilebilir cihazın satılacağı 21 milyar dolarlık pazar olacağına dair öngörüyü paylaşıp nüfus ve gayrisafi milli hasıla rakamlarına geçiş yapmak istiyorum.

Nüfus ve GSYH oranları

Resmi nüfus sayımı rakamları ve BM tahminlerine göre Türkiye, yaklaşık 79 milyon kişilik nüfusuyla dünyanın 19. büyük ülkesi ve dünya nüfusuna oranı yüzde 1,06. Aynı şekilde IMF’nin gayri safi yurtiçi hasıla sıralamasında ülkemiz 18. sırada ve GSYH oranımız yüzde 1.

Bu oranları yukarıdakilerle kıyaslayan Tansu Yeğen, özellikle akıllı saat tarafında geride olduğumuzu, pazarın büyüme kaydetmesini beklediklerini söylemişti. Bu beklentinin makul olduğu malum. Diğer yandan özellikle ekonomik ve siyasi dalgalanmaların tüketim alışkanlıklarımızı beklenmedik şekilde değiştirdiği ve değiştirebileceği de bir o kadar net.

Son olarak IDC’nin META ülkeleri arasında Türkiye’yi en çok mobil harcamaya yapacak ülkeler arasında 2. sırada gösterdiğini de ekleyelim. Keza Türkiye’deki yüksek akıllı telefon kullanım oranı ünlü yatırımcı Fred Wilson’ın İstanbul izlenimlerine de yansımıştı.

Görsel Kaynak: Pexels.com

Kaynak : webrazzi.com